30 yaşından sonra smear testi

ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ (Rahim İç Tabakasının Aşırı Kalınlaşması)

Rahimin iç kısmını döşeyen zar tabakasına endometrium adı verilir. Endometrium, sürekli yenilenme dönemleri yaşayan bir dokudur. Görevi gebelik esnasında gebelik ürününe yataklık etmek ve gebeliğin sonuna kadar onu taşımaktır.

Endometrial hiperplazi rahim içini döşeyen bu zardaki endometrial hücrelerin aşırı büyümesidir. Perimenopoz (menopoz öncesi) ve menopoz dönemindeki kadınlarda sık görülür. Progesteron içermeyen preparatlarla hormon replasman tedavisi görmek, ovulasyon (yumurtlama) bozuklukları, polikistik over sendromu, şişmanlık, hiperandrojenizm (erkeklik hormonlarının fazla salınması), menopoza geç girmek, doğum yapmamış olmak, aile öyküsü pozitif olmak, şeker hastalığı, sosyokültürel düzeyi yüksek olmak endometrial hiperplazi için risk grubunu oluşturur.

Tanı:
Rahim içerisinden endometrial biyopsi (probe küretaj) ile rahim içini döşeyen dokudan örnek alınır. Bu işlem ile elde edilen hücrelerin patolojik incelemesi ile tanı konur.

Tedavi:
Endometrial hiperplazide şişmanlık risk faktörü olduğundan kişi şişmansa kilo vermeye yönlendirilmelidir. Eğer hiperplazi polikistik over gibi yumurtlama bozukluğuna bağlı ise altta yatan sebebin giderilmesi yani yumurtlamanın düzenlenmesi sorunu çözebilir. Kesin tedavi, hiperplazinin tipi ve hastanın yaşına göre planlanır. Atipisiz hiperplazilerde eğer kadın üreme çağında ise tıbbi tedavi tercih edilir. Bu hastalarda tanı amaçlı yapılan kürtaj aynı zamanda tedavi de sağlar. Kürtaj ve 3-6 aylık ilaç (progesteron hormonu) tedavisine cevap %90 civarındadır. Menopoz sonrası dönemde ise rahimin ameliyatla alınması en uygun tedavi seçeneğidir. Atipili hiperplazi menopoz sonrası dönemde ya da menopoza yakın yaşlarda saptandığında çok fazla zaman kaybetmeden cerrahi ile rahmin alınması genellikle tercih edilen yoldur.

Tipi ne olursa olsun hiperplazilerin tıbbi tedavisi sırasında takip son derece önemlidir. Tedavi sonrası kontrol amaçlı kürtaj yapılmalı ve hastalığın son durumu tespit edilmelidir. Gerilemeyen vakalarda cerrahi tedavi düşünülmelidir.

Her adet düzensizliğinde hamile kalmanın engellenmesi

RAHİM AĞZI KANSERİ TARAMA TESTİ

Smear testi (SİMİR TESTİ veya SMIR TESTİ diye söylenir) rahim ağzından sitolojik inceleme amaçlı sürüntü alma işlemidir. Smear testi rahim ağzı yani serviks kanseri için bir tarama yöntemidir. Bu testi 1941 yılında ilk tarif eden patolog George Papanicolaou olduğu için soyisminin kısaltması şeklinde PAP TEST de denir. Papanicolaou testi, Pap testi, servikal smear, servikal smear testi, servikal sürüntü, servikal sitoloji gibi isimlendirmeler yapılır. Halk arasında rahim ağzı kanser testi, rahim ağzı kanser taraması gibi isimlerle bilinir.

Yapılan smear testi patoloji veya sitoloji uzmanları tarafından incelendikten sonra rapor edilir, smear sonuç raporunda karşılaşılabilecek normal veya anormal durumlar hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Smear testi neden yapılır?
Smear testi yapmaktaki amaç rahim ağzında kanser olmayan fakat farkedilmezse uzun yıllar sonra kansere dönüşme riski olan bazı lezyonları erkenden farketmektir. Böylelikle erkenden farkedilen bu lezyonlar tedavi edilir ve kansere dönüşmeden ortadan kaldırılır.
Yani smear testi yapmaktaki amaç rahim ağzı kanseri başlamış kişileri saptamak değildir, kanser başlamadan yıllar öncesindeki lezyonları saptamaktır. Smear testi yapılmayan kadınlarda bu lezyonlar farkedilmez ve uzun yıllar sonra kansere dönüşebilirler.

Smear testi nasıl ve ne zaman yapılır?
Jinekolojik muayene sırasında özel bir çubukla rahim ağzındaki hücrelerden sürüntü şeklinde bir örnek alınır. İşlem aynen alttan muayene olur gibi jinekolojik muayene pozisyonunda ve jinekolojik muayene masasında yapılır. Muayene aleti (spekulum) takılır ve ufak bir çubukla rahim ağzından sürüntü alınır. Parça alma, parça koparma gibi bir işlem değildir, çubuk rahim ağzına sadece sürülür. Hasta smear alınırken ağrı hissetmez. İşlem yaklaşık 1-2 dakika sürer.
Alınan sürüntüdeki hücrelerin cama sürülmesinden sonra üzerine sprey sıkılarak sabitlenir ve incelenmesi için patolojiye gönderilir. Sıvı bazlı sitoloji (LBC, liquid based cytology) yönteminde çubukla alınan sürüntü cam üzerine sürülmez, içinde sıvı olan bir kaba konulur. Her iki yöntemde de alınan materyal incelenmek üzere patoloji bölümüne gönderilir. Patologlar veya sitologlar tarafından cam üzerine yayılan hücreler incelenir. Bu hücreler rahim ağzı yüzeyini kaplayan hücrelerdir.

Smear (simir testi) kimlere yapılır?
ASCCP (Amerikan servikal patolojiler ve kolposkopi derneği), ASC (Amerikan kanser derneği) ve ACOG (Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Derneği) önerileri doğrultusunda günümüzde smear testi uygulaması çoğu ülkede ve çoğu hastanede şu şekilde uygulanmaktadır:
– Smear testine 21 yaşından itibaren başlanmalıdır. 21 yaşına kadar cinsel ilişkide bulunmamış kadınlara cinsel ilişki başladıktan sonra smear tahlili yapılmaya başlanır.
– 21 yaşından önce cinsel ilişkide bulunmuş kadınlarda smear testine yine 21 yaşında başlanır.
– 21-30 yaş arasında 3 yılda bir smear testi yapılması önerilir (ASCCP)
– 30 yaşından sonra smear testi ve HPV testi birlikte yapılır, buna co-test adı verilir. Co-test 30 yaşından 65 yaşına kadar 5 yılda bir yapılmalıdır. Eğer HPV testi imkanı yoksa yani co-test yapılamıyorsa bu durumda sadece smear tahlili 3 yılda bir yapılmaya devam edilir 30-65 yaş arasında.
– 30 yaşından küçüklere HPV testi yapılmamalıdır.
– Ameliyatla rahim ve rahim ağzı tamamen alınmış olan kadınların ameliyattan sonra artık hiçbir zaman smear aldırmasına gerek yoktur. Yalnız rahim ağzında (servikste) CIN 2, CIN 3, HSIL, AIS, serviks kanseri gibi patolojiler saptanan kadınlarda ameliyattan sonra da smear takibine devam edilir.
– Bazı durumlarda ameliyatla sadece rahim (uterus) alınır ancak rahim ağzı (serviks) alınmadan bırakılır (supraservikal histerektomi, subtotal histerektomi). Bu durumda rahim ağzı durduğu için smear takipleri aynı şekilde yapılmaya devam edilmelidir. Rahim ameliyatı geçiren hastaların rahim ağzının da alınıp alınmadığı konusunda doktorlarından net bilgi almaları önemlidir bu açıdan.

Polikistik over sendromu

Adet düzensizliğinin hamile kalmayı engellemesi veya kısırlık (inffertilite) durumuna neden olması hastalar tarafından merak edilen bir konudur. Adet (regl, mens) düzensizliği hamile kalmayı her zaman etkilemez ancak bazı durumlarda engelleyebilir veya geciktirebilir, bu adet düzensizliğinin sebebine göre değişir. Örneğin adet düzensizliğinin sebebi yumurtlama düzensizliği ve polikistik over sendromu gibi bir durum ise bu durumda her ay düzenli yumurtlama olmadığı için gebeliğin normalden daha geç elde edilmesi beklenir. Adet düzensizliğinin sebebi rahim içerisinde bulunan bir myom ise gebeliğe engel olabilir veya düşüğe neden olabilir. Adet düzensziliğinin sebebi guatr hormonlarında bozukluk veya prolaktin (süt hormonu) gibi hormonal bozukluk ise bu hamile kalmayı da etkileyebilir çünkü adet düzensizliğini etkileyen hormonlar yumurtlamayı da etkilemektedir.

Adet düzensizliği veya yumurtlama düzensizliği hamile kaldıktan sonra hamileliğin gidişatını veya bebeği etkilemez. Bunlar ancak hamile kalmadan önce gebeliğin oluşma sürecini geciktirme konusunda etki edebilirler.

Her adet düzensizliğinde hamile kalmanın engellenmesi veya gecikmesi beklenmez. Örneğin rahim içerisinde bulunan bir polipe bağlı adet düzensizliği, aşırı adet kanaması olan bir kadında hamile kalmanın etkilenmesi beklenmez. Adet düzensizliği ve hamile kalabilme süresi her zaman birebir ilgili durumlar değildir.

Nadir de olsa epizyotomi bölgesinde

PUBERTE (ERGENLİK DÖNEMİ)
Puberte prekoks aslında erken yaşta adet görme anlamına gelmez, pubertenin yani ergenliğin erken yaşta başlaması manasına gelir. Puberte dönemi ergenlik dönemi (bluğ çağı) demektir. Adet görme ise bu dönemde kız çocuğunda görülen değişikliklerden sadece birisidir. Puberte dönemine kızlar ortalama 9-13 yaşları arasında girerler. Kızlar erkeklerden ortalama 2 yıl daha önce girerler bu döneme. Puberte döneminde öncelike güğüsler gelişir buna telarş denir. Meme gelişimi genellikle tek taraflı olarak başlar ve 6 ay sonra diğer taraf da gelişmeye başlar. Daha sonra koltuk altlarında ve cinsel bölgelerde tüylenme başlar buna pubarş denir. En son olarak da adet görme başlar bu ilk görülen adete menarş denir. Menarşın 9 yaşından önce başlamasına erken adet görme (erken menarş) denir. Bu dönemde oluşan bu fiziksel değişimlerden başka boy uzaması olur, vücut kadınsı şekil almaya başlar ve önemli psikolojik değişimler olur. Bu değişimlerin oluşması ve tamanlanması ortalama 5 yıl sürer.

PUBERTE PREKOKS (ADETLERİN ERKEN YAŞTA BAŞLAMASI)
Kız çocuklarında 9 yaşından önce pubertenin başlamasına puberte prekoks (erken puberte) denir. 16 yaşından sonra olmasına puberte tarda (gecikmiş puberte) denir. Puberte prekoks gerçek (santral-gonadotropin bağımlı) veya yalancı (periferal-gonadotropinden bağımsız) olabilir. Gerçek puberte prekoks beyindeki bir patolojiye bağlı hipotalamus hipofiz-gonad aksının erken çalışması sonucu salınan seks hormonlarına bağlı gelişir. Yalancı puberte prekoksta (psödopuberte prekoks) ise sorun beyinden değil diğer organlardaki bir patolojiden kaynaklanır, bu patolojiye bağlı fazla seks hormonu salgılanmaktadır.

Gerçek puberte prekoks nedenleri:
– İdiopatik (sebebi bilinmeyen, konstitüstonel)
– Beyin tümörleri (En sık hipotalamik neden hamartomdur)
– Kafa travması, menenjit, ensefalit hidrosefali, araknoid kist gibi beyinle ilgilii patolojiler
– Langerhans hücreli histiyositoz (Hand Shüller Christian hastalığı)